New York'ta tek başıma dört gün: Central Park, Brooklyn ve rooftop
İlk kez tek başına gidilen New York'ta dört gün: Soho, 9/11 Anıtı, Times Square, Starbucks Reserve, Ink 48 rooftop, Central Park, Brooklyn ve Williamsburg ile yalnız seyahat üzerine notlar.
Merve Özkaynak··3 dk okuma

Herkese yeniden merhaba,
Dört günlüğüne New York'a gittim ve bu sefer ilk kez tek başımaydım. Nerelere gittiğimi, nasıl vakit geçirdiğimi baştan sona çektim; hem çok eğlendim hem de baya dinlendim. Videosunu izlemek için sizleri YouTube kanalıma bekliyorum 🙂
Sabah dörtte kalkıp yaklaşık on saatlik uçuşla New York'a vardım. Otelde Manhattan manzaralı bir odam vardı. Üstümü değiştirip ilk iş eşimin siparişlerini almak için B&H'ye gittim; her New York'a gelişimizde beni oraya getirir. Paketin bu kadar büyük olacağını hiç söylememişti. Sonra The Vessel'a uğradım; insanlar yapının üstüne çıkıp yürüyerek etrafı izliyor.
Soho'da otelime çok yakın iki mağazaya girdim: Amazon'da 4 yıldız ve üzeri puan almış ürünlerin satıldığı Amazon 4-Star ve çok beğendiğiniz kahve termoslarımı aldığım MoMA Design Store. Kapalı alanlarda maske zorunluydu, açık havada pek takan yoktu. Akşam sırtım ve belim çok ağrıdığı için paket yemek alıp manzaraya karşı yedim ve erkenden yattım.
İkinci gün The Butcher's Daughter'da kahvaltı ettim. Sabah 9'dan önce neredeyse hiçbir yer açılmıyor, sokaklar bomboştu. Sonra 9/11 Anıtı'na gittim; eskiden İkiz Kuleler'in olduğu yerde hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu, sonsuz akan bir su var. Oradan Times Square'e geçtim; 2012'de ilk geldiğimde çektiğim fotoğrafın aynı yerinde durdum ve M&M mağazasını gezdim.
Akşam Meatpacking District'e gittim; buranın havasını çok seviyorum. Pastis'te bütün masalar rezerveydi, ancak barda yer bulabildim. New York notlarınıza ekleyin: iyi restoranlar ve rooftop'lar için aylar önceden rezervasyon yaptırın. Günü Jack's Wife Freda'da akşam yemeğiyle bitirdim.
Üçüncü gün hava 17 dereceydi ve ben şort giymiştim. Sokaklarda ücretsiz Covid testi yapılan noktalar var; 15 dakikada sonuç veren hızlı testi ve PCR'ı yaptırdım. Burada aşı da yaptırabiliyorsunuz ama iki doz olduğu için ve Türkiye'de ikinci dozu tamamlayamayacağım için yaptırmadım. Citizens'ta kahvaltıdan sonra Starbucks Reserve'e gittim; bildiğiniz Starbucks'lardan çok farklı, kahve çekirdeklerinin öğütüldüğü, garsonun servis yaptığı bir deneyim alanı. Alkollü kahve sipariş edince garson 21 yaşından büyük olduğuma inanmadı, iltifatlar havada uçuştu.
Akşam Manhattan'da yaşayan bir arkadaşım beni Ink 48 adlı rooftop'a götürdü. Manhattan'a geldiğinizde mutlaka bir rooftop'ta vakit geçirin; bu da bence en güzellerinden biri. Gecenin devamında Meatpacking'deki Serafina'ya da uğradık.
Dördüncü gün kahvemi alıp Central Park'a gittim. Parkta kimse maske takmıyor. Parktaki o meşhur merdivenleri Sex and the City izleyenler bilir; burası benim için ayrıca özel, eşimle evlendikten sonra geldiğimizde gölün kenarında fotoğraf çekmiştik. Bu sefer kaplumbağalara yanımdaki kavunu verdim, bayılarak yediler.
Bence herkesin New York'u kendine. Benim New York'um Soho'da kalmak, Central Park'ta vakit geçirmek, gün batımında Brooklyn'e gitmek. Tek başına seyahat etmek aklınızdaysa ertelemeyin; her yeri görmeye çalışmak yerine önceliklerinizi belirleyin, farklı insanların vloglarına bakın ve biraz da şehrin akışına bırakın.
Sonra Fifth Avenue'daki Apple Store'a ve gökdelenlerin arasına geçtim; New York'ta olduğunuzu en çok hissettiğiniz yerlerden biri. Metroyla dokuz durak gidip Brooklyn'e vardım; Brooklyn Bridge ve Manhattan Bridge'in altındaki konsept mağazalar ve restoranlar çok hareketli. Arkadaşımla dilim şeklinde ama koca bir pizza boyutundaki pizzalardan yedik.
Williamsburg daha endüstriyel, grafitili duvarlarıyla çok havalı bir semt. Burada Amazon Locker'dan beş paket aldım; her açılan kapak bir öncekinden büyüktü ve hepsi eşimin siparişiydi. Ben ondan Sephora'dan bir ruj istesem olay olur. Son akşam yemeğimi Williamsburg'da kendi kendime kutlayarak yedim; o gün 23.531 adım atmışım.
Ertesi sabah üç bavulla otelden çıktım. İstanbul'a dönüp kızıma kavuştum; yalnız seyahatin en zor yanı onu özlemekti. New York'u çok seviyorum ve bu dört günü hiç unutmayacağım. Umarım keyifle izlersiniz, yeni baş başa seyahatlerde görüşmek üzere 🙂
Videoyu izleNEW YORK’TA TEK BAŞIMAYIM! ❤️ 🇺🇸YouTube’da Merve Özkaynak kanalında ↗
Sık sorulanlar
New York'ta restoranlar için rezervasyon gerekli mi?
New York'ta sabah erken saatlerde ne yapılır?
Tek başına New York'a gitmeli miyim?
Son güncelleme: 5 Kasım 2026



