İnsan çocukluk zamanlarını durup düşündüğünde aklına gelen anıların yeri her zaman başka oluyor. Sizleri hem eğlendireceğini belki de biraz da şaşırtacağını düşündüğüm çocukluğumdan bugüne kadar gelen karakter özelliklerimden, hakkımda bilmediklerinizden ve çocukluk anılarımdan bahsettim.

Bazı insanlar vardır kendi evinden ya da kendi yatağından, yastığından uzakta olduklarında asla uyuyamazlar. Sabah olup nasıl uyudun diye sorduğunuzda ‘’yaa hiç uyuyamadım yerimi yadırgadım’’ cevabını alırsınız. Ben kesinlikle o gruba dahil değilim. Yolda, arabada, otelde, trende, misafirlikte her yerde rahatlıkla uyuyabiliyorum. Uykuyu çok sevdiğim için asla komfor aramam her yerde rahatça uykuya dalabilirim. Çocukluğumda da öyleydi hala da öyledir.

Telefon icat edilmemişken insanlar daha sık yüz yüze görüşürlermiş. Arkadaşlık, dostluk, ilişkileri belki de daha kuvvetliymiş. Zamanla yüz yüze görüşmeler yerini telefon konuşmalarına bırakmış. Günümüzde telefonla birini aramak konuşmak bile tercih edilmez hale geldi. Herkes özellikle de genç yaş grupları mesaj yoluyla iletişimi tercih ediyorlar. Bu söylediklerimi okuduğunda hak verenler, ‘’aa evet tıpkı ben!’’ diye düşünenler olacaktır. Ben de aksine telefonla konuşmayı çok severim, mesajlaşmak yerine saatlerce telefonla konuşabilirim. O kadar ki bazen annemle konuşurken o bile ‘’tamam kızım, peki kızım, oldu kızım’’ diyerek kapatmaya çalışır 🙂

En klişe sorulardan ‘’en sevdiğin hayvan nedir?’’ ya da ‘’kedileri mi daha çok seversin köpekleri mi?’’ sorusuna her zaman cevabım bütün hayvanları çok seviyorum olur ama 1 tür seçme hakkım varsa kesinlikle kuzular derim. Koyunları, keçileri de çok seviyorum. Bebek keçiler özellikle çok tatlılar. Bir de itiraf ediyorum çok çok boş vaktim olduğunda Youtube’da kuzu, keçi videoları izliyorum.

Bütün çocukların uyku arkadaşı, oyun arkadaşı bir oyuncak ayısı, tavşanı mutlaka olmuştur. Benim de çocukken en sevdiğim, yanımdan hiç ayırmadığım bir oyuncağım vardı. Trolleri hatırlar mısınız? İşte en sevdiğim oyuncak annemin aldığı Troll bebekti. O zamanın trolleri şimdinin trollerinden biraz farklıydı :))

Beni dans ederken pek fazla görmemiş olabilirsiniz ama çocukluğumdan beri dans etmeye bayılıyorum. Bildiğim bilmediğim ne tür olursa olsun çekinmeden dans edebilirim. Çocukken de modern dans, folklör gibi çeşitli dans gruplarına katılmıştım. Küçükken ben de kapı gıcırtısına bile oynayan çocuklardanmışım.

En sevdiğin yemek ne sorusunu da sıklıkla duyarız. Benim en sevdiğim yemek ne merak ediyorsanız hemen, düşünmeden LAHMACUN diyebilirim. Bence dünyadaki tüm fast food tabir ettiğimiz yemekler arasında en güzel, en lezzetli olanı lahmacun. Önümde bir tarafta dünyanın en enfes, Amerikan tarzı kat kat hamburgeri diğer tarafta da bizim Türk usulü bol malzemeli lahmacun olsa hiç zorlanmadan lahmacunu seçerdim.

Çocukluğumdan beri bir animasyon- çizgi film aşığıyım. Şu an bile boş zamanlarımda ya da modum biraz düşükse yükseltmek için ski- yeni çizgi filmlerden oluşan bir de arşivim var onların içinden sevdiğim çizgi filmleri açıp izlerim. İlk izlediğim ve çocukken en sevdiğim çizgi film olan ise Arı Maya. Hatta annem çok sevdiğim için bir doğum günümde bana Arı Maya kostümü dikmişti. Hatta hem gençlerin, yetişkinlerin hem de çocukların seveceğini düşündüğüm çizgi film önerileri videosu yapmayı düşünüyorum. Ne dersiniz?

Şimdi söyleyeceğim şeyi ise eminim kimse bilmiyordur. Bir dönem modellik yaptığımı bugüne kadar pek kimseye söylememişimdir. Çocukluk dönemimde birçok çocuk markasının defilelerinde yürümüş ve katalog çekimlerinde modellik yapmıştım. O yıllardan kalma fotoğraflar, videoları hala saklıyoruz. Arada fotoğraflara bakınca keyifli ve eğlenceli bir tecrübe olduğunu anımsıyorum.

Kulaklarımı hiç deldirmedim ve bugüne kadar hiç küpe takmadığımı söylesem çok şaşırır mısınız? Bunu ne zaman etrafımda birine, bir arkadaşıma söylesem çok şaşırıyor ve inanamıyorlar. Çocukların kulağını deldirmek, küpe takmak çok modaydı ama ben çocukluğumda hiç istememişim. Takı özellikle de küpe takmayı da zaten sevmediğimden büyüdüğümde de fikrim değişmedi.

En sevdiğim sporlardan bir tanesi de paten kaymak. 3-4 yaşlarında başlamıştım o zamanlar da çok güzel kayardım ve çok eğlenirdim. Paten kaymak da aynı bisiklete binmek gibi bir kez öğrendiğinizde unutmadığınız için şimdilerde de hala uygun zaman ve mekan bulduğumda eskisi kadar süper olmasa da kaymaya çalışıyorum. Daha önce hiç yapmadıysanız bile yaşınız kaç olursa olsun başlayıp öğrenebilirsiniz, öğrenmenin yaşı yok! 🙂

Merve çocukken yapmadığın spor kaldı mı diyeceksiniz belki ama bir diğer uğraştığım dal da JUDO. Özellikle babam sayesinde başlamıştım çünkü kendisi siyah kuşak profesyonel bir judocu. Böyle olunce hem ben hem de kız kardeşlerim bir dönem judo yapmış olduk. Hatta ben yeşil kuşaktan sonra devam etmedim ama küçük kız kardeşim de siyah kuşağa kadar gitti. Savunma sporu olduğundan özellikle kadınların kendini koruması için son derece yararlı.

Bazı insanlar mutluyken iştahı kapanır mutluluktan yemek dahi düşünmez bazıları da üzgünken. Ben her iki durumda da iştahı kapanmayan aksine üzgünsem yemek yiyerek kendimi mutlu etmeye mutluysam da yiyerek bu mutluluğu pekiştirmeye çalışırım. Güzel yemek yemenin insanı motive ettiğine inanıyorum.

Gerçeküstü olayların konu edildiği korku filmlerinden hiç korkmazdım. Arkadaşlarım çığlıklar atarak izlerken ben kahkalarla güler hiç de inandırıcı bulmazdım. Ta ki annem ve babam seyahate gittiklerinde ablamla tek başımıza kalıp, yaşanmış bir hikayeyi konu alan bir hayalet belgeseli izlediğimiz o güne kadar. O günden sonra korku filmlerine bakış açım hiç de eskisi gibi olmadı. Hala evde tek başıma kaldığımda o filmi hatırlar bütün ışıkları açmadan rahat edemem.

Gezmeyi çok sevdiğimi, hem kendi ülkemde hem yurtdışında yeni yerler görmeyi, keşfetmeyi, yeni mekanlari, kafeleri gidip deneyimlemeye bayıldığımı özellikle beni Instagramda takip edenler çok iyi bilirler. Gezmekten en çok hoşlandığım yer ise bit pazarları. Hepsinin ayrı ayrı hikayeleri ve yaşanmışlıkları olan objeleri incelemek, dokunmak bana çok farklı bir mutluluk ve heyecan veriyor. İstanbul’da yaşayanlar için de ziyaret etmenizi önereceğim bir bit pazarı var. Pazar günleri Bomonti’de kurulan Bomonti Bit Pazarı.

Özellikle röportajlarda sıkça sorulan sorulardan biri olan neden güzellik, makyaj ve moda üzerine içerikler üreten bir kanal açtın? Kendimi bildim bileli her kız çocuğu gibi hep makyaja, modaya ilgi duymuşumdur o yüzden de kanalımda da bu üç ana başlıkta içeriklerden oluşuyor. Küçükken de en sevdiğim şey kuzenlerime, kardeşlerime kıyafetler giydirip onlara makyaj yapmakmış. Çocukluğumdan beri farklı farklı kıyafetler giymeye, makyaj yapmaya bayılıyorum.

Sizlerin de çocukluğunuza dair eğlenceli anılarınız varsa mutlaka aşağıda yorumlarda paylaşın!

Tshirt: Levis

Turuncu Papatyalar: Mudo Concept http://mevy.co/2tPkliI
Yeşil Saksı Bitkisi Yapay: Mudo Concept
Kırmızı Blok Mum: Mudo Concept http://mevy.co/2sNXJiF
Sarı Retro Telefon: Mudo Concept